make with - Türkisch Englisch Wörterbuch

make with

Bedeutungen von dem Begriff "make with" im Türkisch Englisch Wörterbuch : 10 Ergebniss(e)

Englisch Türkisch
Slang
make with v. yapmak
I too would like to thank the two rapporteurs for the contribution they have made with this report.
Ben de iki raportöre bu rapora yaptıkları katkılardan dolayı teşekkür etmek istiyorum.

More Sentences
Phrasals
make with v. -i kullanmak
make with v. ile gezmek
make with v. ile ilgilenmek
make with v. '-in üzerine eğilmek
Slang
make with v. halletmek
make with v. icra etmek
make with v. ortaya koymak
make with v. yumurtlamak
make with v. üretmek

Bedeutungen, die der Begriff "make with" mit anderen Begriffen im Englisch Türkisch Wörterbuch erhalten hat: 150 Ergebniss(e)

Englisch Türkisch
General
make common cause with v. bir uğurda birisiyle birlikte hareket etmek
make friendship with v. arkadaşlık kurmak
make off with v. çalmak
make shift with v. ile idare etmek
make peace with v. ile barışmak
make away with v. alıp götürmek
make common cause with v. tarafını tutmak
make common cause with v. işbirliği yapmak
make signs with eye and brow v. kaş göz etmek
make off with v. aşırmak
make friends with v. ile arkadaş olmak
make an appointment with somebody v. randevu vermek
make away with v. yürütmek
make free with v. fazla samimi davranmak (bir kadına)
make a pact with each other v. ahitleşmek
make an agreement with v. bağlantı yapmak
make friends with v. arkadaş olmak
make friends with v. dostluk kurmak
make friends with v. dost olmak
make away with v. öldürmek
make free with v. izin almadan kullanmak (başkasının malı olan bir şeyi)
make away with v. kurtulmak
make up with v. barışmak
make go with v. yakıştırmak
make friends with v. arkadaşlık kurmak
make friends with v. arkadaşlık etmek
make do with v. ile idare etmek
make away with v. yok etmek
make friends with v. ahbap olmak
make acquainted with v. öğrenmek
make one's peace with v. barışmak
make something go with v. yakıştırmak
make a hit with somebody v. olumlu bir izlenim bırakmak
make away with v. ortadan kaldırmak
make time with v. biriyle flört etmek
make oneself acquainted with v. öğrenmek
make do with v. ile yetinmek
make acquainted with v. tanışmak
make do with something v. ile idare etmek
make an appointment with somebody v. randevu saptamak
make up with v. gönlünü almak
make an effort with difficulty (or reluctantly) due one's shyness v. ıkınıp sıkınmak
make a hole in something with a nail v. çivi ile delmek
make a purchase with payments by installments v. taksitle almak
make a deal with v. ile anlaşmak
make a bet with each other (about) v. iddiaya tutuşmak
make a hit with someone v. birinin gönlünü hoş etmek
make off with v. -i çalıp kaçmak
make up with v. ile arayı düzeltmek
make a deal with v. karşılıklı anlaşmaya varmak
make peace with v. barış yapmak
make green with envy v. imrendirmek
make green with envy v. düşman çatlatmak
make contact with v. iletişime geçmek
make contact with v. ile temasa geçmek
make contact with v. ile temas kurmak
make contact with v. iletişim kurmak
make contact with v. ile irtibat kurmak
make friends with all the people he/she work with v. (birlikte) çalıştığı herkesle/bütün insanlara arkadaş olmak istemek
make love with v. cinsel ilişkiye girmek
with make-up adj. makyajlı
Phrasals
make off with v. çalmak
make off with v. kaçırmak
make off with v. aşırmak
make off with v. kaptı kaçtı yapmak
make away with v. öldürmek
make away with v. hakkından gelmek
make away with v. harcamak
make away with v. araklamak
make off with someone or something v. aşırmak
make off with someone or something v. (biriyle veya bir şeyi) çalıp kaçmak
make off with someone or something v. (biriyle veya bir şeyi) kaptı kaçtı yapmak
make something with something v. bir şeyi bir şeyle yapmak
make with something v. bir şeyi teslim etmek
make with something v. bir şeyi söylemek
make with something v. bir şeyi iletmek
make with something v. bir şeyi temin etmek
make with something v. bir şeyi vermek
Colloquial
make free with v. kendi malı gibi kullanmak
make away with v. çalıp götürmek
make away with v. ile ortadan kaybolmak
make away with v. çalıp kaçmak
make away with v. kaldırıp götürmek
make play with v. alaya almak
make play with v. makara yapmak
make play with v. dalga geçmek
make free with v. laubali olmak
make strange (with one) v. (birinden) utanmak
make with the (something) v. (bir şeyi) hemen temin etmek
make strange (with one) v. (birini) yabancılamak
make with the (something) v. (bir şeyi) hemen teslim etmek
make with the (something) v. (bir şeyi) hemen söylemek
make strange (with one) v. (birinden) çekinmek
make with the (something) v. (bir şeyi) hemen vermek
make with the (something) v. (bir şeyi) hemen yapmak
Idioms
make free with v. kendi malı gibi kullanmak
make free with v. yüz göz olmak
make away with v. birinden kurtulmak
make away with v. yok etmek
make away with v. altından girip üstünden çıkmak
make away with v. birini ekmek
make away with v. tüketmek
make away with v. birini satmak
make a hit with v. gönlünü kazanmak
make a hit with v. gönlünü fethetmek
make a hit with v. (birinin) gözüne girmek
make free with v. izin almadan kullanmak
make free with v. rahat hareketleriyle dikkat çekmek
make free with v. fazla samimi davranmak
make one's peace with v. aradaki sorunu çözmek
make one's peace with v. barışmak
make common cause with someone v. birisiyle birlikte hareket etmek
make common cause with someone v. ortak bir amaç doğrultusunda/müşterek bir hedefe yönelik olarak birisiyle işbirliği yapmak
make common cause with somebody v. ortak bir amaç için biriyle işbirliğine girmek
make your peace with something v. bir şeyi kabullenmek/ile barışık olmak
make do with v. yasak savmak
make way with v. ortadan kaldırmak
make way with v. hakkından gelmek
make way with v. harcamak
make way with v. saçmak
make way with v. yok etmek
make way with v. araklamak
make way with v. tüketmek
make way with v. ortadan kaldırmak
make way with v. yiyip bitirmek
make way with v. silip süpürmek
make (something) with (one's) own fair hand v. (bir şeyi) tek başına yapmak
make (something) with (one's) own fair hand v. elcağızıyla yapmak
make (something) with (one's) own fair hands v. (bir şeyi) kendi kendine yapmak
make (something) with (one's) own fair hand v. (bir şeyi) kimseden yardım almadan yapmak
make (something) with (one's) own fair hands v. elcağızıyla yapmak
make (something) with (one's) own fair hands v. (bir şeyi) kimseden yardım almadan yapmak
make (something) with (one's) own fair hands v. (bir şeyi) kendi elleriyle yapmak
make (something) with (one's) own fair hands v. (bir şeyi) tek başına yapmak
make (something) with (one's) own fair hand v. (bir şeyi) kendi kendine yapmak
make (something) with (one's) own fair hand v. (bir şeyi) kendi elleriyle yapmak
make free with someone or something v. birini/bir şeyi bedavadan kullanmak
make free with someone or something v. birini/bir şeyi suistimal etmek
make free with someone or something v. birini/bir şeyi özgürce kullanmak
make free with someone or something v. birini/bir şeyi elini koluna sallayarak kullanmak
make free with someone or something v. birini/bir şeyi taciz etmek
make contact with (something) v. bilinmeyen (bir şeyle) temasa geçmek
make contact with (someone or something) v. (birine/bir şeye) dokunmak
make contact with (someone) v. (biriyle) iletişim kurmak
make contact with (someone) v. (biriyle) iletişime geçmek
make contact with (someone) v. (biriyle) haberleşmek
make much play with (something) v. (bir şeye) önemle dikkat çekmek
make contact with (someone or something) v. (birine/bir şeye) temas etmek
make arrangements (with someone) (for something) v. (biriyle bir şey için) hazırlık yapmak
make arrangements (with someone) (for something) v. (biriyle bir şey için) düzenleme yapmak